Safran sarısı…

Yaşanmak istenen gecelere dairmidir ki hayat, yoksa yaşanamayacak  gecelermidir bu kadar gerçek olan  hissetmekmidir yaşamadanda olsa. 
Acısada bir yanın asla olamayacak olan şeymidir yoksa bu kadar yüzüne çarpan soğuk bir gecede ayaz rüzgarlar gibi ,her ne kadar hatırlanınca oluşsada bir gülümseme aslında saklamaktadır içindeki hüznü dahada bastırırcasına hayatın sana verdiklerinde bulmak ister gibi.
Sanki gökyüzünün o masum gözkırpışında arar gibi yıldızlarda yoksunluğunu,kocaman bir nefes çekmek içine gecenin kör karanlığında.
Ne aradığını bile bilmeden masum sonbahar dokunuşları gibi kaybolmak belkide sarı yapraklar arasında
Önünde görünce sonunu bile göremediğin o upuzun yolu yürümek belkide öylece ,kulağında bastığın sarı yaprakların hışırtısı kokusu burnunda taze bahar gibi yada acı bir soğuk kış gecesi üşümek daha da bir sarılmak üstündekilere.
Dur bir bak dön arkana geçtiğin yola nekadarda uzun gelir oysa farkedemediğin yürürken,sonra yüzünde anlamsız bir gülümseme ve yola devam bir sonbahar daha gördüm ömrümde demek belkide hazır olmak gelicek kışa ve sonraki baharlara …

 

Tags:

Erken sonbahar

Bir varmış, hiç yokmuş…

Hiçin olmadığı bir hayata açmaya çalışıyorum gözlerimi, senin varlığında. Tıpkı yokluğunda bir varmış olmayacağı bir zamanın fazlalığı gibi. Yazıyorum zamanı bu sayfalara, bir iz bırakıyorum senin bilmediğin diyarlara ve ben seni sensizliğinde döküyorum satırlarına, alnımda asılı duran bir boş defterin…

Şimdi bu şehri paylaşmak bir başka acı, hayatın tadını da kendi içinde saklayan. Şimdi sokakları daha bir başka, daha bir ürkütücü kaldırımları ya da daha bir çekingen bu trafik beni içine hapseden. Geçtiğim yollar hep adını vuruyor yüzüme, benden başka kimsenin duyamadığı bir tonda. Kokun sinmiş ya ağaçlarına bu şehrin, gelmediğin her an için bir terkediş gerek artık, bir hayalet olmak lazım kimsenin bilmediği bu diyarlarda.

Oysa ne farklı hayaller saklanmıştı yapraklarına hayatın. Bir yaprak, bir saniye, bir yaprak, bir yıl. Her birine ayrı bir ömür saklamıştım, gerçekleşecek her anın hatırına. Şimdi bir sonbahar hüznü duruyor ellerimde, aynaya baktığımda yüzüme yakışan bu hüzün kalıyor yine resimlerinde baharın. Gelsin dediğim her çocuk seni getiriyor bütün bu hüzünlerin içinden ve ben yine bakakalıyorum, seni götüren trenin ardından. Raylara bir başka yaprak düşüyor yine, üzerinde sadece senin adın yazılı.

Şimdi bir başka diyarda, bir başka sayfaya döküyorum elimdekileri, kiminle paylaştığımı bilmeden, yeniden, yineden… Bu şehirde dökülen her yaprağa bir damla düşüyor gözümden, sırf adın silinmesin diye, bu hayatın kendinden…

Tags: , ,